Çarşamba , 21 Ağustos 2019
Uyurken vücudumuzda neler oluyor?

Uyurken vücudumuzda neler oluyor?

Uyku gerçekten de tuhaf bir şey.Sorularla nasıl olduğunu anlamaya çalışıyoruz.Sizlerden de cevap bekliyoruz.

Kolay şekilde tüm memelilerde, kuşlarda ve balıklarda natürel dinlenme biçimi olarak tanımlanan uyku hayatın ayrılmaz bir parçası. Bilimin uzun yıllar pek de üzerinde durmadığı uyku ile ilgili son vakitlerde kimi araştırmalar yapılmıyor değil. İşte son yapılan araştırmalardan biri. Her akşam kendimizden geçip, hareketlerimizin kontrolünü bıraktığımız uykuyu dört sualde anlamaya çalışalım.

Neden uyuruz?

Bilim insanları bu suale net cevaplayamasa de, fareler üzerinde yapılan araştırmalar bazı ipuçları sunuyor.

Yeni deneyimler edindikçe beyin hücreleri beynin diğer bölümleri ile irtibat kuruyor. Beyin bu tecrübelerden ehemmiyetli olanlarını ayırıp pekiştirirken, diğerlerini geri tasarıya atıyor.

Uykusuz bırakılan fareler üzerindeki deneyler, bu işlemin uyku esnasında yapıldığını gösterdi.

Uyku ayrı olarak beyindeki zarar veren kimyevilerin temizlenmesi için de bir fırsat yaratıyor.

Uykusuz kalınca ne oluyor?

Uykusuzluk, vücut hücrelerindeki genlerin davranış biçimlerini etkiliyor gibi görünüyor.

İngiltere’deki Surrey Üniversitesi’nden araştırmacılar uykusuzluğun enflamasyonda rolü olan genlerin aktivitesini arttırdığını belirledi.

Araştırmayı yapan ekipten Dr Malcolm von Schantz, genlerin uykusuzluğa verdiği reaksiyonun, vücudun stres altında olduğu vakit verdikleri reaksiyona benzediğini söylüyor.

Dr Schantz “bu vaziyet, uykusuzlukla kalp hastalığı ve felç gibi hastalıklar arasındaki irtibatı izaha yardımcı olabilir” diyor.

Rüyaların rolü nedir?

 

Bu psikiyatristlerin, bilhassa de Carl Jung ve Sigmund Freud’un izaha çalıştıkları, ancak tamamiyle başarılı olamadıkları bir konu.

Kısa müddet önce Japonya’nın Kyoto şehrindeki ATR laboratuarlarında ‘düşlerin okunmaya başlanmasıyla’ bu konudaki soruların

Kolay şekilde tüm memelilerde, kuşlarda ve balıklarda natürel dinlenme biçimi olarak tanımlanan uyku hayatın ayrılmaz bir parçası. Bilimin uzun yıllar pek de üzerinde durmadığı uyku ile ilgili son vakitlerde kimi araştırmalar yapılmıyor değil. İşte son yapılan araştırmalardan biri. Her akşam kendimizden geçip, hareketlerimizin kontrolünü bıraktığımız uykuyu dört sualde anlamaya çalışalım.

Neden uyuruz?

Bilim insanları bu suale net cevaplayamasa de, fareler üzerinde yapılan araştırmalar bazı ipuçları sunuyor.

Yeni deneyimler edindikçe beyin hücreleri beynin diğer bölümleri ile irtibat kuruyor. Beyin bu tecrübelerden ehemmiyetli olanlarını ayırıp pekiştirirken, diğerlerini geri tasarıya atıyor.

Uykusuz bırakılan fareler üzerindeki deneyler, bu işlemin uyku esnasında yapıldığını gösterdi.

Uyku ayrı olarak beyindeki zarar veren kimyevilerin temizlenmesi için de bir fırsat yaratıyor.

Uykusuz kalınca ne oluyor?

Uykusuzluk, vücut hücrelerindeki genlerin davranış biçimlerini etkiliyor gibi görünüyor.

İngiltere’deki Surrey Üniversitesi’nden araştırmacılar uykusuzluğun enflamasyonda rolü olan genlerin aktivitesini arttırdığını belirledi.

Araştırmayı yapan ekipten Dr Malcolm von Schantz, genlerin uykusuzluğa verdiği reaksiyonun, vücudun stres altında olduğu vakit verdikleri reaksiyona benzediğini söylüyor.

Dr Schantz “bu vaziyet, uykusuzlukla kalp hastalığı ve felç gibi hastalıklar arasındaki irtibatı izaha yardımcı olabilir” diyor.

Düşlerin rolü nedir?

 

Bu psikiyatristlerin, bilhassa de Carl Jung ve Sigmund Freud’un izaha çalıştıkları, ancak tamamiyle başarılı olamadıkları bir konu.

Kısa müddet önce Japonya’nın Kyoto şehrindeki ATR laboratuarlarında ‘düşlerin okunmaya başlanmasıyla’ bu konudaki suallerin bazıları cevaplanacak gibi görünüyor.

Deneyde bir MRI aleti içinde uyumaları istenen gönüllülerin beyinleri tarandı. Daha sonra uyandırılarak düşlerinde ne gördükleri soruldu.

Düşlerin muhtevaları, hane, sokak, kadın, erkek, bina gibi 20 kategoriye ayrıldı. Araştırmacılar daha sonra beynin görsel verileri işleyen bölümündeki aktiviteyi inceledi ve düşler esnasındaki aktiviteyle irtibatlı olduğunu belirledi.

Öyle ki, deneklerin düşlerde gördüklerini yüzde 80’e varan bir doğruluk oranıyla düşünebildiler.

Bu yolun geliştirilerek düş görürken vücutta neler olduğunu daha detaylı bir şekilde ortaya koyabileceği, bunun da rüya görmenin nedenlerini anlamaya yardımcı olabileceği belirtiliyor.

Çağdaş hayat uyku düzenimizi nasıl etkiliyor?

Bazı araştırmalar ampul kullanımının, günleri uzatarak insanların daha az uyumasına kapı araladığı neticenine vardı. Vasati olarak, bir kuşak öncesine oranla iki saat daha geç yatıyoruz.

AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ’de bir sıhhat müessesesi 2008’de ülkede çalışan nüfusun takriben üçte birinin gecede altı saatten az uyuduğunu bildirmişti.

Harvard Tıp Fakültesi’nden Prof Charles Czeisler’in yaptığı bir araştırmada da yatmadan önce elektronik kitap okuyanların uykuya dalmasının daha uzun sürdüğü, vücudun biyolojik saatini tertip eden melatonin hormonunda azalma olduğu ve sabahları yeteri kadar uyanık olmadıkları ortaya çıktı.

kaynak: BBC Türkçe

bazıları cevaplanacak gibi görünüyor.

Deneyde bir MRI aleti içinde uyumaları istenen gönüllülerin beyinleri tarandı. Daha sonra uyandırılarak düşlerinde ne gördükleri soruldu.

Düşlerin muhtevaları, hane, sokak, kadın, erkek, bina gibi 20 kategoriye ayrıldı. Araştırmacılar daha sonra beynin görsel verileri işleyen bölümündeki aktiviteyi inceledi ve düşler esnasındaki aktiviteyle irtibatlı olduğunu belirledi.

Öyle ki, deneklerin rüyalarda gördüklerini yüzde 80’e varan bir doğruluk oranıyla düşünebildiler.

Bu yolun geliştirilerek düş görürken vücutta neler olduğunu daha detaylı bir şekilde ortaya koyabileceği, bunun da rüya görmenin nedenlerini anlamaya yardımcı olabileceği belirtiliyor.

Çağdaş hayat uyku düzenimizi nasıl etkiliyor?

Bazı araştırmalar ampul kullanımının, günleri uzatarak insanların daha az uyumasına kapı araladığı neticenine vardı. Ortalama olarak, bir kuşak öncesine oranla iki saat daha geç yatıyoruz.

AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ’de bir sağlık kurumu 2008’de ülkede çalışan nüfusun takriben üçte birinin gecede altı saatten az uyuduğunu bildirmişti.

Harvard Tıp Fakültesi’nden Prof Charles Czeisler’in yaptığı bir araştırmada da yatmadan önce elektronik kitap okuyanların uykuya dalmasının daha uzun sürdüğü, vücudun biyolojik saatini tertip eden melatonin hormonunda azalma olduğu ve sabahları yeteri kadar uyanık olmadıkları ortaya çıktı.

kaynak: BBC Türkçe

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*